Hoşgeldiniz  

EMİNE ERDOĞAN: TÜRK DOKUMACILIĞI HAYATIN HER MAHFİLİNE MÜHRÜNÜ VURMUŞ SERENCAMIMIZDIR

admin | 22 Haziran 2021 | Genel, Gündem, Kültür Sanat, Tüm Manşetler, Video Galeri A- A+

EMİNE ERDOĞAN: TÜRK DOKUMACILIĞI HAYATIN HER MAHFİLİNE MÜHRÜNÜ VURMUŞ SERENCAMIMIZDIR

EMİNE ERDOĞAN: TÜRK DOKUMACILIĞI HAYATIN HER MAHFİLİNE MÜHRÜNÜ VURMUŞ SERENCAMIMIZDIR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, himayesinde yürütülen, Türkiye’nin yöresel dokumalarını ilk kez bir araya getiren ve “Türkiye Dokuma Atlası” projesi kapsamında hazırlanan “Dokuma Atlası Sergisi”nin açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Beştepe Sergi Salonu’nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Emine Erdoğan, Anadolu’nun yedi bin yıl önce başlamış dokuma yolculuğuna yeni kilometreler eklemek için bir araya geldiklerini belirterek, “Bu proje, dokuma sanatımızın, belleklerdeki yerini kaybetmeden yoluna devam edeceğinin müjdecisidir” diye konuştu.

Dokumanın, insan hayatının yoldaşı olduğunu, hayatın tüm dönüm noktalarının dokumalarla anlam kazandığını dile getiren Emine Erdoğan, “Dokuma, sadece ipliklerden ve desenlerden oluşmaz. Yaşamla iç içe geçmiş, hayatın her mahfiline mührünü vurmuş serencamımızdır” ifadelerini kullandı.

Türk dokumacılığının, milletin serüveninden derin izler taşıdığını anlatan Emine Erdoğan, Selçuklu ve Osmanlı döneminde nam salan dokumaların, dünyada “Türk Kumaşı” diye tanındığını aktardı.

“GELENEKSEL SANATLARIMIZIN YİTİK BİRER HAZİNE OLMAMASI, BİZİM ONLARI GÖZ ÖNÜNDE TUTMAMIZA BAĞLI”

Başta “Ankara Sof”u olmak üzere, literatüre geçen onlarca tür dokuma çeşidi bulunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Tüm bu değerlerin, coğrafyamız üzerinde çizdiği bir rota var. Akdeniz’in pamuk ipi, Doğu Anadolu’nun yünü, Bursa’nın ipeği, Karadeniz’in keteni, Denizli’nin buldanı gibi, zevkiselimle karşılaştığımız nice durak var. İnanıyorum ki, tüm bu harikalar, işte bu proje vesilesiyle yeniden gün yüzüne çıkacak. Geleneksel sanatlarımızın yitik birer hazine olmaması, bizim onları göz önünde tutmamıza bağlı. Bir varmış, bir yokmuş diye başlayan masallara karışmamaları için onları yaşatmamız gerekiyor. Ayrıca genç nesillerin, zihnini ve ruhunu, bu zengin anlam dünyası ile beslemeliyiz. Dünya ne kadar değişirse değişsin, gelenek, sanat, zanaat ve yerel üretim her zaman ayakta kalmalıdır. Bu nedenle Türkiye Dokuma Atlası Projesi’nin hayat bulmasını son derece kıymetli buluyorum.”

Emine Erdoğan, projeye emeği geçenlere şükranlarını ileterek, “Proje kapsamında, ülkemizin yedi bölgesine ait dokumalar tespit edilip, kimliklendirilerek, çok titiz bir çalışma yürütüldü. Şimdi tekstil ve moda dünyası, Dokuma Atlası’nın çizdiği bu rotada, ilham dolu seyahatlere çıkabilirler” dedi.

Kültürün ve kültürel mirasın önemini vurgulayan Emine Erdoğan, Türk dokumacılığının, kültürel mirasın en güzide parçalarından biri olduğunun altını çizdi.

“GELENEKSEL SANATLARI GÜNÜMÜZE ADAPTE EDEBİLİRSEK YAŞAMALARINI SAĞLAYABİLİRİZ”

Bu yerel zenginliğin, evrensel düzleme taşınabilmesinin önemini dile getiren Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Geleneksel sanatların modern zamanlarda tutunacak bir dal bulması çok zor. Trendler ve beğeniler, ışık hızıyla değişiyor. Ama inanıyorum ki, geleneksel sanatları günümüze adapte edebilirsek yaşamalarını sağlayabiliriz. Ama bunu yaparken, geleneksel sanatların ruhunu anlamadan onları ticarileştirmeyelim. Bazen geleneksel sanatların özünden koparılarak, ticari bir meta olarak tekstil ve modada kullanıldığını görüyoruz. Oysa geleneksel sanatları, özüne sadık kalarak, modern tasarımlarla buluşturmak pekâlâ mümkün. İşte bu, Türkiye Dokuma Atlası Projemizin de vizyonunu oluşturuyor.”

Emine Erdoğan, tekstil sektörünün, küresel ölçekte çevreyi en olumsuz etkileyen sektörler arasında yer aldığını belirterek, “Maalesef her yıl üretilen tekstil ürünlerinin yüzde 85’i çöpe gidiyor. Yani, her 1 saniyede 1 kamyon dolusu kıyafet ya yakılıyor ya da çöp sahalarına atılıyor” diye konuştu.

“GELENEKSEL DOKUMA KÜLTÜRÜMÜZDEKİ DOĞA DOSTU ÖZELLİKLERİ, DÜNYANIN İLGİSİNE SUNABİLİRİZ”

Yoğun su tüketiminin yanında, tekstil sektörünün ekosistem üzerinde yarattığı başka baskılar da olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, geleneksel üretimde ise doğal elyaftan, boyama tekniklerine kadar doğayla dost bir süreç görüldüğünü vurguladı.

Dünya tekstil sektöründe israf kültürü devam ederken, diğer yandan yeni bir bilincin de ortaya çıktığını anlatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti: “İnsanların, organik, doğa dostu ve sürdürülebilir giyim talepleri çığ gibi büyüyor. Geleneksel dokuma kültürümüzdeki doğa dostu özellikleri, dünyanın ilgisine sunabiliriz. Malumunuz ülkemiz, tekstil sektöründe son derece güçlü bir aktör. Türkiye’nin tekstil gücü, küresel olarak giyim kültürünün yeni değerler kazanmasına katkı sağlayabilir. Tüm dünyada insanlar, kısır bir küresel tasarım havuzundan beslenmeye çalışıyorlar. Otantik olanın değeri kaybolmuş durumda. İşte bu noktada, Türk dokumacılığının ve son derece yetenekli tasarımcılarımızın yeni bir açılım sağlayacağına inanıyorum.”

Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığının, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listelerine bu yıl sunduğu 6 kültürel değerden birinin de “İpek Böcekçiliği ve İpek Dokuma Kültürü” olduğuna dikkati çekerek, “İnanıyorum ki, bu tür çabalar, kültürümüzün uluslararası alanda tanınırlığını daha da artıracaktır. Elele verirsek, çok şey başarabiliriz. Projenin çatı kurumları Millî Eğitim ve Ticaret Bakanlığımıza hassaten teşekkür ediyorum. Bugün burada açılışını yapacağımız serginin kültürel değerlerimizi ihya noktasında yeni bir milat olmasını diliyorum. Projenin bundan sonraki süreçlerde de başarılı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, günün anısına Emine Erdoğan’a, 18. Yüzyıl Bursa Sedir Yastığı hediye etti.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Yusuf Büyük ve İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Yusuf Gürlek de Emine Erdoğan’a, ipek torba dokuma şal takdim etti.

Emine Erdoğan, konuşmaların ardından katılımcılarla Türkiye Dokuma Atlası Sergisi’ni gezerek, sergi küratörü Güneş Güner’den dokumalar hakkında bilgi aldı.

Dokuma Atlası Projesi’ne ilişkin tanıtım filmi gösteriminin de yapıldığı serginin açılışına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, iş insanları, sanatçı ve tasarımcılar ile bazı akademisyenler katıldı.

151 ÇEŞİT DOKUMA TÜRÜ SERGİLENECEK

Olgunlaşma Enstitülerinin yenilenme çalışmalarının bir ürünü olarak hazırlanan “Türkiye Dokuma Atlası Projesi”, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Sabancı Beylerbeyi Olgunlaşma Enstitüsü tarafından yürütülüyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin destekleri, Marmara Üniversitesinin katkılarıyla yürütülen projeye, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ticaret Bakanlığı da katkı veriyor.

Projenin ilk etkinliği olarak gerçekleştirilen serginin Prof. Dr. Hülya Tezcan, Prof. Dr. Aydın Uğurlu ve Prof. Dr. Mehmet Akalın danışmanlığı, Ayşe Dizman koordinatörlüğü ve Güneş Güner de küratörlüğünü yapıyor.

Sergide, bölgesel rotalar izlenerek, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir araya getirilen 151 çeşit dokuma türü yer alıyor. Ayrıca koleksiyoner Yusuf İyilik’in koleksiyonundaki Osmanlı kumaşlarından parçalar da bulunuyor.

Serginin zaman tüneli olarak isimlendirilen alanında, Mehmet Demir, Mert Çelebi, Senem Kula ve Rümeysa Kış’ın geleneksel dokumaları geleceğe taşıyabilecek tasarımları da sergileniyor.

Ayrıca sergide dokuma sanatçıları Aydın Uğurlu’nun “Doğa Üçlemesi”, Elisabeth Strub Madzar’ın “Pa” ve “Umay Ana” isimli iki eseri, Servet Senem Uğurlu’nun “Anadolu Tanrıçaları” dokuma heykelleri olmak üzere dokuma sanatları da yer alıyor.

Sergi kapsamında, “Geleneksel ve Yöresel Dokumaların Farklı Açılardan Değerlendirilmesi”, “Bir Kültürü Yaşatmak, Dokuma Zanaatı ve Coğrafi İşaretler”, “Türk Dokumasında El Ele Vermek” başlıklarında paneller de düzenlenecek.

Panellere, akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, tekstil sektörü temsilcileri, dokuma ustaları, moda ve tasarım dünyasından isimler katılacak.

Sergi, üç ay boyunca haftanın altı günü ziyaret edilebilecek.

Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Gaziantep'in İlk Haber Ajansı
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle