FOTOĞRAF SANATÇISI VE YEREL KÜLTÜR ARAŞTIRMACISI KISASLI İZZET ARAN URFA’NIN TARİHTEN GELEN ANCAK GÜNÜMÜZDE UNUTULMUŞ OLAN ÇÖMLEKÇİLİK SANATINI CANLANDIRIYOR.
KISAS KÖYÜ’NDEKİ EVİNİN BAHÇESİNDE OLUŞTURDUĞU ATÖLYESİNDE HOBİ OLARAK ÜRETTİĞİ SU KÜPLERİ, VAZO VE SAKSILAR FORM, SÜSLEME VE MOTİF ZENGİNLİĞİ İLE GEÇMİŞİ YAŞATIYOR.
Tarihi yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanan çömlekçilik sanatı, 50-60 yıl öncesine kadar Urfa’nın Kısas ve Sırrın köylerinde sürdürülmekte idi ve bu sanat birçok ailenin geçim kaynağıydı.
Ayrıca bu sanat Urfa’nın Birecik ilçesinin Hobab (Altınova) köyünde yapılıyor, üretilen küpler Birecik-Halfeti ve Gaziantep’in ihtiyacını karşılıyordu.
Buzdolabının bulunmadığı dönemlerde su küpleri suyu soğutma amacıyla yaz aylarında kullanılırdı. Yazın başında, su küplerinin iç yüzeyi “küp felhanı” denilen bir çeşit felhan (toprak) ile sıvanır ve böylece suyun küp dışına sızması önlenmiş olurdu.
PİŞMİŞ TOPRAK KAPLARIN (SERAMİK) ANADOLU’DAKİ GEÇMİŞİ:
Anadolu’da Paleolitik çağdan Neolitik Çağ’ın başlarına kadar insanlar taştan oydukları kaplarla kap ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Bu durum Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem’e kadar (M.Ö. 9600-7000) devam etti. M.Ö. Yaklaşık 7000- 6000’lerde çanak çömleğin devreye girmesiyle Çanak Çömlekli Neolitik Dönem başlamış oldu.
İlk ve Orta Kalkolitik Dönemde (M.Ö. yaklaşık 6000-4000) ise pişmiş toprak kaplarda estetik ve renkli bezemeler ortaya çıktı.
Anadolu’da toprak hamurunun pişirilerek heykel ve kaplara dönüştürülmesi serüveni günümüze kadar gelişerek devam etmekte, çini ve porselen kaplar sofraların baş tacı olma özelliğini sürdürmektedir.