Gaziantep gerçekten gerek hızla artan nüfus gerekse sosyo-politik yapısıyla çok güçlü bir kent.
Karadeniz kıyılarından, Ege sahillerine, Yavuzeli obasından Fırat kenarlarına hatta Balkanlara Sarı Saltuk’a uzanan Çepni boyu,
Firuzbey ile Harran’dan Culap’dan Barak sacır suyuna iskan eyleyen Badıllı- Beğdili boyu,
Osmanlının kuruluşundan İmparatorluk efsanesine hatta Malkoçoğlu efsanesiyle İç Anadolu, Batı Anadaolu ve Gaziantep’in kuzeyine 56 köyüne bu köylerin yansıması Şahitkamil ilçesinin neredeyse yarı mahallelerinin nüfusuna sahip Kızıklı boyu,
Şanlıurfa’dan Gaziantep’e uzanan Karakeçili, Karakoyunlu aşireti, Şahinbey Burç bölgesinden Musabeyli’ye kadar yerleşik Türkmen aşiretleri,
İçinde Türkmeni,Kürtü,Aleviyi,Sunniyi bir bütün içinde barındıran Rişvanlar,
bu kentin zaten birliğe güç katarak yaşamışlar, ULUS OLABİLMEK ADINA yaşamaya devam ediyorlar.
Her ne kadar Osmanlı’dan günümüze yönetimlerde söz sahibi olmasalar bile dışlanmış olsalar bile Yeniçeri ocaklarıyla Yemende ,Çanakkale’de, Sarıkamış’ta ulus olma adına değerlerinden hiçbir şekilde taviz vermemişler.
8 yıl düzenlediğimiz Hemşeri festivallerinde Siirt Pervari ile Atmalının kan bağını gördük. Şanlıurfa’nın Rişvanı ile Araban’ın akrabalığını yüzyıllar geçtiği halde gördük.