Son güncellenme :30.09.2020 8:03

Anasayfa > Genel > 300 AÇILAN FABRİKANIN GÖLGESİNDE (Halil Eyyupoğlu -Köşe yazısı)

30.09.2020 Çar, 8:03

300 AÇILAN FABRİKANIN GÖLGESİNDE
OKUNAMAYAN BİR SANAYİ GEÇMİŞİMİZ VAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep’e büyük heyecan ve şevk ile geldi.Mükemmel bir Teknofest organizasyonu ile karşılaştı.Hepimiz memnun olduk.
Teknofestin bu mükemmelliği bir yerde 300 fabrika açılışı ile gölgelenmek istendi ama bu gölgelemeye müsaade etmeyeceğiz
OSB ve oda başkanları bir yanlış yaptı.Bir saat içinde apar topar bir basın toplantısı ve 300 fabrika açılışı ile ilgili bilgilendirmelerde bulundular.Hala neden ispat yükümlülüğünü kendilerinde hissederler anlayamadım.Oysa herşey ortada değil mi?
Hiç buna gerek yok iken birde baktık ki dün yarım saat içinde apar topar bir sanayi gezisi yapıldı. Hatta buna da gerek yoktu. Hani Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in dediği gibi “Güneş balçıkla sıvanmaz”.
Herşey doğru fakat yöntem yanlış.Bizi ne kadar dinlerler, dikkate alırlar orasını bilmem ama Teknofestin lideri Selçuk Bayraktar ile tam da bu konuyu irdeleyen bir sohbet gerçekleştirmiştik.Çokda yerinde bir sohbet oldu ki; hemen peşinden 300 fabrika açılışının tartışmaları başladı.
Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde 1100 fabrika olduğu söylendi.Ama 5. Organize Sanayi Bölgesi hemen hızla dolması bir yatırım çılgınlığının işaretiydi.Son günlerde özellikle bu bölgeye gittiğimizde önemli derecede fabrikaların artışı görmek beni memnun etti.
1990 yılında Karan Tekstil’in sahibi ile yeni fabrika kurmaya kalkıştıklarında o kadar organizede boş arsa aradık.O günden bu yana Karan tekstil 1 iken 2 oldu,3 oldu,4 oldu.Böyle görmek beni memnun etti.O yıldan beri de hiç de karşılaşmadık.
Yine bu yıllarda Canan Özyaşar dükkan komşumuzdu.Polip iplik yapacaım dedi, gitti ve bugün devasa Canan Tekstil çıktı ve büyüyerek devam ediyor.
Yine bu yıllardan önce Merinos’un kurucusu Mehmet Erdemoğlu babamın müşterisi ve doğuya giden savan satan bir çerçiydi.Erdemoğlu çocuklarıyla beraber bugün yükselişini bir hesap edin.Kaç fabrika büyüklüğünde hele bir hesap edin.
Daha sayayım mı..
Yalnız beni üzen bir yanı ise sanayinin kültür değerlerimizle kent yapımızla ilgili hiçbir yatırım yapmadıklarına şahit oluyoruz.İşte bu nedenle hiç yokmuş izlenimi veren 300 fabrika açılışı yadırgandı ve tartışıldı.
GAİB Koordinatör Başkanı Fikret Kileci Basın toplantısında basın bu konuda bize destek vermeli dedi. Ama hiçbir sanayicinin de 3-5 sanayici hariç donanımlı basına destek verdiklerini göremedik. Sanayici kent arasında diyaloğun en alt düzeylerde olduğuna hep tanık olduk.
300 fabrika elbette açıldı ve açılmaya devam ediyor hızla.Nonwovencılar bu yılki karlarıyla bu sayı her an 500 e çıkabilir.
Ama diyalog ortamı Sanayi-Kent-Üniversite mekanizması çalışmadığı için o güzelim Teknofest’in mükemmelliği gölgelenmiş oldu.Yanarımda ben bu emeğe yanarım.
SELÇUK BAYRAKTAR İLE
GAZİANTEP SANAYİSİNİ KONUŞTUK
Geçtiğimiz gün ” İyi ki varsın Selçuk Bayraktar” şeklinde bir manşet atmıştım. Attığım manşet FOX TV de yer almıştı. Bu yayında Çalar Saat Sunucusu İsmail Küçükkaya’ya tam bağımsiz milli ekonomi sloganıyla yola çıkan Selçuk Bayraktar Teknefest’te yer alan o mükemmeliği açık haliyle anlattı.
Bu yayından sonra Selçuk Bayraktar ile “neden iyi ki varsın” üzerine bir sohbette bulundum. Gaziantep 1980 öncesi makine sanayinin öncüsüydü. O yıllarda ben geliyorum diyen Sibernetik bilimini kimse pek anlayamadı.Lise yıllarında bir iki TUBİTAK girişimimiz oldu ama ne yazık ki; öğrenci eylemleri,sağ sol çatışması bu çalışmalarımıza müsaade etmedi.
Gaziantep o yıllarda tekstilde ve makine imalat sanayinde altın yıllarını yaşıyordu.Otomasyon geri teknolojiyle zor zekat yürüyordu.
Dünyada hızla gelişen sibernetiğin ana teması yazılım ve kodlama Türkiyede çok geri seviyelerde idi ve Üniversitelerde yeni yeni bölümler açılmak üzereydi.Hindistan bu işi yakaladı.Ne kadar matematikçi varsa yazılıma yöneltti.Ve dünyada bu konuda en başarılı zierveyi yakaladılar.Bizde ise matematikçiler ne yazık ki işsiz..
O yıllar Gaziantep sanayisi makine imalatında kendini yenilemediği için artık tek şansımız herşeyi hazır almak oldu.Makine imalatını da gerilettik ve sonlandırdık.
Mennan ustalarda övündük ama ilkokulu dahi okuyamamış Mennan ustaların elinden artık bu iş çıkmıştı.Yazılım ve kodlama artık makinaların ana beynini çalıştırır oldu ve üreten değil ithal eden bir yapıya da kavuşmuş olduk.
Selçuk Bayraktar’a bunları anlattım.
Yani bilişim biliminden faydalanamadığı için yapılan makineler mekanik olarak kaldı ve ilerleme kaydedilemedi. Oysa ki mekanik uygulama kodlama ile programlansaydı dış ülkelerden bir tek makine almazdık. Dolayısıyla onların akıllı kartlarına ihtiyacımız olmazdı. Tam da bu yönde şu tablo oluştu; tam bağımsız yani milli olabilmenin şartı aklımızla akıllı kodlamalar yapmak.
Ama Selçuk Bayraktar ismini bir yere kazıyın tarih yazacak.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.